Tarihimi Çok Seviyorum

Önsöz
Tarihi hikâyeler, milli ve manevi kimliğimizi oluşturmamızı sağlar. Maalesef bugün tarih dokusundan ve manevi kokudan mahrum, boş, hedefsiz, değerlerine yabancılaşan bir topluma dönüşmekteyiz.

Ünlü tarihçilerimizden Prof. Dr. Osman Turan’ın, “Milletlerin geleceği için tarih yazmak yapmak kadar önemlidir.” sözü tam anlamıyla gerçeği yansıtıyor. Çünkü, yapılan bir iş kayda geçirilmemişse mutlaka unutulacak ve amacından saptırılarak değişik yorumlamalara sebep olabilecektir. Ama, yazılan tarihin mutlaka okunması ve ibret alınması gerektiğini unutmamak kaydıyla! Bu arada, “Türklerin tarih yapmaktan yazmaya vakit bulamadıkları” görüşü de yaygındır. Özellikle eski dönem Türk Tarihi hakkında daha çok yabancı kaynaklardan bilgi alınabilmesi de bunu doğrulamaktadır. Ancak konumuz o değil. Biz bir tarih de yazmıyoruz. Yalnızca; yazılmış ve yazılmakla kalmayıp destanlaşmış olan şanlı tarihimizin sayfaları arasında dolaşmak, dolaşırken de sizlere arkadaşlık etmek istiyoruz.
Okumaya devam et

Aşkın Gözyaşları – II (Hz. Mevlana)

Ömrüm boyunca kaç kitap okudum bilmiyorum, lakin Aşkın Gözyaşlarını okuduktan sonra anladım ki, meğerse ben hiç kitap okumamışım ve kara cahilmişim, “Şems ve Mevlana” hakkında…
Teşekkürler Sinan hocam…
Murat Göğebakan

En mahrem bir gecenin, en matemli anında akıyordu gözyaşları. Sırların habercileri, hızına yetişemiyordu gözyaşlarının. Çok konuştuk, biraz da susalım. Susalım ve ağlaşalım. Aşkın Gözyaşları sağanağında, yitik cennetimize yol bulalım.

“5 Aralık 1273; Mevlâna gördüğü rüya ile kan ter içinde uyanır.
Şems’in seneler önce kaldığı odaya girer.
Taş duvarlar, tahta sedir, acem kilimi, odada her ne varsa hepsi Şems kokmaktadır.
Bakışları duvarda gezinir.
Senelerdir, hiçbir şeyin asılı olmadığı duvarda, bir levhayı fark eder.
Okur yazıyı, kopar çığlık, atar kendini avluya.
Karla kaplı taş zemine, yüzüstü düşüp bayılmıştır.”
Okumaya devam et