Sevgili Gönüldaşlarım!
Gönüldaşlarım diyorum yaklaşık bir yılı aşkın bir zamandır Türkiye’nin her yerinden ırkı mezhebi farklı fakat aşkı ekmeklerine katık yapan siz okurlarım beni bağrınıza bastınız. Hayatımda maddiyatla satın alınamayacak bir güzelliği bahşettiniz bana. Ülkemin insanlarının her biri, yıllar ötesinden gelen ve bütün felsefesini aşk üzerine kuran Piri Faninin sesine kulak vererek materyalizm bataklığına saplanmış dünyanın ruhuna aşk aşıladınız. Değerlerini yitirmiş, manevi buhranlarda yüzen insanlığa gel diyerek Muhammedi nefesler üfleyen aşk adamının beyitleri ve hikâyeleriyle hümanizmin bu topraklarda neşvü nema bulduğunu bütün dünyaya haykırdık.
İmparatorlukların hayatlarında fetret devirleri olduğu gibi düşünce ve ruhi dünyamıza manevi şerbetler akıtan manevi beyinlerin feyizlerinden uzak kalarak bir dönem bütün milletimiz fetret dönemini yaşadı. Kökümüzden ve bizi Anadolu coğrafyasında ebedi kalmamızı sağlayan büyük ruhi mimarları görmemezlikten geldik. Alpaslan’ın Anadolu’nun toprağına girerken aşkla bismillah dediğini hatırlamadık yıllarca.
Medeniyeti, aşkı, edeb elbisesini hep batıda aradık. Dedeyi Wagner olmadığı için; Yunusu Verlaine, Bakiyi Goethe ve Gide yapamadığımız için beğenmiyoruz diyen Üstat Tanpınar’a
İlaveten batı manevi sorunlarına psikolojik tahliller veya merhemler bulduğu için Mevlana ya yöneldi. Yitik bir medeniyetin yetim çocukları olarak dışarıdan gelirse gelsin anlayışıyla kendi köklerimize ve eserlerimize hep yabancı kaldık. Mesnevinin ilk hikayesinde cariyeye aşık olan padişah hikayesinde cariyenin bilinç altına inerek hastalığını bulmaya çalışan hekimi gözardı ederek Freud’un psikanalist’in babası ilan ettik.
Ama mayası aşkla yoğrulmuş bu millet son zamanlarda tarihine ve onun sinesinde mayalanan değerlere rücu etmeye başladı. Kaybettiğimiz değerlerinin zekâtını verir gibi bizlere medeniyet empoze eden Garbın evlatlarına karşı daha dik durmaya başladık. Aşksız inşa ettikleri medeniyet sadece soğuk beton ve çelik duvarlardan farksızdı. İnsanını mutlu etmeye yetmedi.
İnsanımızın arka bahçesinin gülleriydi. Şems, Mevlana, Yunus, Baki vb gibi nice gönül mimarları…
İnsanımızın tekrar bu güllerin kokusuyla kendine geçtiği günleri gördükçe gelecek daha da öte insanlık adına umutlar besliyorum. Bu çorbada azıcık tuzum olduysa kendimi talihlilerden addediyorum. Tasavvufi altyapımızı oluşturan bu kutuplar ışıklarıyla bizleri aydınlatmaya devam edecekleridir. Naçizane ben ulvi görevde köprü olabiliyorsam herkes bu köprüden geçerek piri fanilerden nasibini alabilir.
Yolculuğumuz küçük bir evin küçük bir odasında başladı. Piri Faninin ve Şemsi Parende’nin himmetiyle ülkemizin sınırlarını aştı onların manevi destekleri yüz binlerce okurumun gönlünde makes buldu.
Nice gönüllere meltem esintisi yayarak ferahlamasını sağladı. Gözyaşlarıyla duygularını benimle paylaşan sayıları binleri geçen okuyucularım “ Hocam bam telimize” dokundun diyerek içindeki dikenleri ayıklamaya çalıştı. Herkes aynı dilde konuşmuştu “gözyaşı” dini, ırkı, mezhebi olmayan gözyaşı aynı heyecanlarla aynı duygularla aktı.
Yolculuğumuz başladığı gibi devam etmekte. Dolaştığım her şehirde yüreklerini bana açan okurlarımın manevi destekleri gücüme güç kattı.
İnşallah belli bir aralıklarla siz okuyucularımla bu sitede duygularımı düşüncelerimi paylaşacağım. Bana bu imkânı veren sevgili Dostum Aytaç Beye yürekten teşekkür ediyorum. Allah sizin gibi onların da hatırını yapsın.


tüm güzellikler için sinan abime ve aytaç abime yürekten teşekkürler…
Yüreğinize sağlık,öyle güzel ifade etmişsiniz ki Aşk ı bekleyeşimizi…O soğuk beton ve çelik duvarlara , medet bulmak istercesine çarpa çarpa, yara alan yüreklerimiz nihayet, özüne dair bir seslenişle yeniden iyileşmeye başladı. İnşAllah bu seslenişler her yüreğe ulaşır dini,dili,ırkı her ne olursa ki yürek bunlardan çok uzaktır,tüm engelleri bir tarafa bırakıp Aşk la kendimize gelip,kendimizden geçelim.
Sevgili hocam o kadar güzel anlatmışsınız ki sizi ve kitaplarınızı tanıdıktan sonra hayatı öğrendim diyebilirim. Ki ben henüz 16 yaşındayım, belki bana zor gelen şeyler hayat denen bu derste tenefüs bile sayılmaz. Ama bir kaç senedir sizinle tanışmak bana onur verdi. Ben ve benim gibi aşık insanların kalplerindekileri en içtenlikle kaleme döken bir insansınız. İnşallah kısa sürede daha fazla kalpte taht kurarsınız. Teşekür eder ve saygılarımı sunarım.
sinan abi aşkın gözyaşları-tebrizli semsi cok begendim o kadar begendim ki en az 10 tanesini kendim alıp yakın arkadaslarıma hediye ettim…
ama diğer serilerde ilki kadar heyecan bulamadım yinede güzeldi….
birseyi cok merak ediyorum hangi duygularla tebrizli sems kitabını yazdınızda kelimeler hayat buldu ve sonsuzluğa uzandı…
sizin cok büyük hayranınız pls…..