• Web Sitemiz Yayına Başlamıştır.

  • Sinan YAĞMUR Video Galerisi Güncellendi.

  • Etkinlik Takvimi Güncellendi

  • Hocanın Kitapları Artık VAV Kitap Evinde.

  • Online Kitap Galerisi Açıldı.

  • Etkinlik ve Bilgi İçin İletişim Bölümünden Bizlere Ulaşa Bilirsiniz.

  • Ziyaretçi Defterimize Yazdınızmı.

Kitaplarımı Mevlânâ ile Şems yazdırdı
‘Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır." Kalbimde Mevlana'nın bu sözü, elimdeSinan Yağmur'un ‘Aşkın Gözyaşları Şems' adlı kitabı, bir sonbahar sabahı düştüm Konya yollarına... Bir sonbahar yaprağı gibi dalından ayrı düşmüş, çalkantılı, benzi sarı... Bir anda Mevlana'yla Şemsiçimde sema etmeye başladı. Sonradan anladım ki, onlar aslında hep oradaydı, aşk benim içimdeki inci tanesiydi, rüzgar beni tutunacak dalım sandığımdan ayırmak için değil, kendi özümle buluşturmak için o kadar kuvvetli esmişti. Bir kavuşma anı yaratmak için... Birkaç zaman sonra yeniden gittim Konya'ya... Merec El Bahreyn'de yani Mevlana'yla Şems'in ilk kez karşılaştıkları, iki denizin buluştuğu yerde artık kim olduğunu ve aşktan beklentisini bilen biri olarak dua ederken; bu kez Sinan Yağmur'un ‘Aşkın GözyaşlarıKimya Hatun' adlı kitabı vardı yanımda.. Okurken gözlerimden taşan her damla, kendi denizimle buluşmak için umut oluyordu bana... 

2 hafta önce, Mevlana'yla Şems'e "Beni artık aşkla sınamayın yeter" diye isyan ederken, müdürüm Memed Güler yanıma geldi ve "Sinan Yağmur'la röportaj yapsana" dedi. Kalbimin bir yanı Mevlana'ylaŞems'e kırgın, bir yanı kelebek misali pır pır aldım telefonu elime. Yağmur hemen "Evet" dedi röportaj talebime. Birkaç dakika aşka kırgınlığımı anlattım kendisine. "Gönlümüze koyduklarımıza gönül koyamayız. Aşk kendisini hak edeni bilir ve ona gelir. Ama beklemeyi bilmek gerekir. Mevlana Şems'i tam 40 yıl bekledi. Şimdiki insanların 40 dakika beklemeye sabrı yok. Oysa beklemenin sancısı tatlı bir sancıdır; doğum yapan annenin sancısı gibi. O sancı olmazsa, doğum sağlıklı olmaz ki" dedi. Telefonu kapattığımda gözlerimde birkaç damla yaş belirdi... Aşkın gözyaşları... Ertesi gün röportaj için bir araya geldiğimizde de fonda hep ve iyi ki onlar vardı... Sinan Yağmur yavaş yavaş yağdı, benim kalbim arındı, ruhum aydınlandı... Mevlana ve Şems semadaydı... 

'YAZMADIM YAZDIRILDI'

Aşkn'Aşkın Gözyaşları' son yılların en çok satan serisi oldu. Nedir son satış rakamı?


2010'dan bu yana resmi baskısı 2 milyonu aştı, k orsanla birlikte bu rakam 5 milyonu buldu. İngilizce'ye çevrildi, şimdi de Almanca'ya çevriliyor. 

İnsanlar aşkı aşklıktan çıkardıkları için Mevlana ve Şems'in kitap larınız aracılığıyla duruma el attıklarını düşünüyorum. Ne dersiniz?

Doğrudur. 17 Aralık 1984'te, üniversite imtihanları başvurumdan bir gece önce bir rüya gördüm. Sislerle kaplı bir yeşil kubbe vardı. Sislerin ardından bir kol uzandı ve bana "Beni yaz" dedi. O gecenin Şeb-i Aruz gecesi olduğunu, o kubbenin de Mevlana'nın türbesi olduğunu sonradan anladım. Sınava Konya'da girdim ve Mevlana'nın türbesinde "Ya Rabbi bana burada okumayı yaşamayı ve son nefesimi burada vermeyi nasip et" diye dua ettim. Duam kabul oldu, Konya'da yaşamaya başladım. Sonrasında Şems görünmeye başladı bana. Onlarla birlikte çıktığım içsel yolculuklar sonrasında yazdım kitapları. Haklısın; ben yazmadım bana yazdırıldı. Ben sadece bir kuryeyim. Mevlana ve Şemsinsanları kucaklamak istiyor. İnsanlar Mevlana'nın deryasında, Şems'in aydınlığında üşüyen sol yanlarını ısıtmak istiyor. Bunun için yazdırdılar bana bu kitapları. 

İstanbul'daki ardı arkası kesilmeyen yağmurun kendisinden giderek uzaklaşan insanlar için üzülen aşkın gözyaşları olduğunu düşünüyorum...

Kur'an'da da yazar; insanoğlu dağların bile yüklenemediği aşkı sırtlanmaya talip olmuştur. Ancak zamanla bu emanete sahip çıkamaz hale geldi, özünden uzaklaştı, özünü kirletti. Bu yağmurlar özün sancısıdır. Gökyüzü, yeryüzü, tüm tabiat bir ağızdan "Yağma ey insanoğlu, şekle takılma, özüne dön" diye haykırıyor bize. Gittiğim her imza gününde yağmur yağmıştır benim. Tabiatın fıtratı aşk üzerineydi ama biz onu bozduk. O da bize tepkisini bu şekilde gösteriyor. Mevlana Şems'e "Ey gönül hırsızı neden ben?" diye sorar. Şems de "Ben yıllarca Allah aşığı bir kul aradım ama baktım ki herkes Allah'lık peşinde. Seni öyle olmadığın için seçtim" der. Allah kullarını yaratırken hepsinin kulağına aşk üfledi. Aşk her insanda vardır. Kimileri bu aşkı suladı, büyüttü, çınara dönüştürdü, kimileriyse bunun farkında olmadı ve hak etmeyen biri için soldurdu, öldürdü... Çoğunluk sahte aşklarla oyalanıyor günümüzde, çok az insan ruhuna ayna tutacak aşkın peşinde! Sonuçta insan da ağlıyor, aşk da, tabiat da!

AŞIKLAR BİRBİRLERİNİN YARASINA GELİR 

Bu duruma nasıl bir son verilebilir

İnsan önce nee aradığını bilecek! Bugünkü insanların en büyük sıkıntısı bu! Önce kendini bilecek, kendini tanıyacak, kendini sevecek, kendi içindeki aşkla tanışacak insan! Kendini keşfetme bütün sufilerin birinci yoldur. Kendinizi keşfettiğiniz zaman hangi kapının eşiğine geldiğinizi bilirsiniz. Bu Tasavvuf'un giriş kapısıdır. Kapı açılmazsa bile oraya kadar gelmenin lütfunu bilirsin. Açılmayabilir çünkü arkasında hayır mı şer mi var bilemezsiniz. 

KİMYALAŞAMAYAN YÜREKLER
KENDİLERİ İÇİN ÜZÜLSÜN

'Aşkın Gözyaşları' serisinin üçüncü kitabında Kimya Hatun'u anlattınız. Kendisine "Kelebeğim" diye seslenen Şems'e kavuştuktan kısa süre sonra hayatını kaybeder Kimya Hatun... İçime dokunur onun hikayesi... Onun için sevineyim mi üzüleyim mi bilemem...

Kimya Hatun hayran olunacak bir insan. Doygun ve taşkın bir aşk yaşayıp, ilahi aşka gitti. Takvim olarak 6 ay Şems'in eşiydi. Bu sure bazılarına kısa geliyor ama bu dünya 60-70 yıllık ömrünü aşksız yaşayanlarla dolu. Keşke herkes 6 ay, 6 hafta, 6 gün hatta 6 dakikalığına onun Şems'le yaşadığı aşkı yaşayabilse. Şems'le 6 dakika yaşamak bir ömre bedeldir. Kimse Kimya Hatun erken öldü diye üzülmesin, Kimyalaşamayan yürekler kendileri için üzülsün. 

KISSADAN HİSSE NİYETİNE: 

Kendini keşfedemeyen insanların çoğu profesyonel aşk yargıcı kesilir. Kendi aşksızlıklarını aşka hala inananlara, "Çocuk', "Deli", "Masallarda yaşıyorsun" gibi sözler sarf ederek gizlemeye çalışır bu aşk katilleri. İnsan onları değil, kendi iç sesini dinlemeli. Eğer yolculuğunuz denizeyse çok ihanetler görecek, çok iftiralar duyacaksınız. Küçümseyecekler sizi. Dışarıya kulaklarınızı kapatıp yolunuzda yürüyeceksiniz. Tıpkı Mevlana gibi... 

Aşkı o kadar basitleştirdik ki... İnsanlar tanıştıktan 5 dakika sonra birbirlerine "Aşkım" demeye başlıyor. İnsanlar aşkı sokakta buluyor. Sokakta bulduğun aşkı pazarda kaybetmeye mahkumsun! Oysa aşk yanına geleni değil, yarana geleni yar bilmektir. Aşk çamurda nur arama der, kendi yoluna düşenleri sahtelerinden korur. 

Birçok insan yoldaşının olmamasından dert yanıyor. Sen yola düştün mü ki, aşk sana düşsün. Siz yola düştüğünüz zaman aşk da size düşmüştür zaten. Olmak olumsuzluklardan geçerek gerçekleşir. Aşka hazır olmayan hızırını bulamaz. Bazen hızır gelmiyor ama biz hazır olmadığımız için fark etmiyoruz bile. Hızırı kovup huzur aramaya başlıyoruz. 

Bugünlerde ilişkilerin çoğu kaybetme korkusuyla başlıyor. Aşkta kendini kaybetmeye endeksliyorsan, zaten bulduğun şey aşk değildir! Aşk gönül hanene "Hu" diye gelene el vermektir. Aşk el verdiğine 'Hay' diyerek başını sunmaktır. Mevlana el verendi, Şems başını sunan. Peki ya şimdiki aşklar? 

Aşıklar ölmez, birilerinin siluetlerinde yaşarlar. Şu anda İstanbul'da kimin Şems olarak dolandığını bilemezsiniz. Ama bedenden sıyrılmadıkça, bu dünyadan boşanmadıkça Şems'le nikahlanamazsınız. Bu, hayattan elini eteğini çekmek değil! Aksine hayatın kölesi olmaktan vazgeçmek., içimizi delik değiş eden korkularımızı bir yana bırakıp kendimiz olmak! Hayat bize renk vermemeli, hayatı biz boyamalıyız: Şems, Mevlana'ya bunu öğretti.

Haberin Linki: http://www.haberturk.com/kultur-sanat/haber/749629-kitaplarimi-mevlana-ile-sems-yazdirdi

 

Sosyal Medya;